.....
Anasayfa
Biyografi
Makaleler
Linkler
İletişim
Avukat Şerafettin Yavuz.
,
Bir süredir bütün Türkiye'deki yaklaşık 4500 Stajyer Avukat, çeşitli forumlar yapmakta ve yüksek sesle bir takım sorunlarının olduğunu ifade etmektedirler. Aslında avukatlık stajına ilişkin sorunlar hep vardı. Pek çoğunuzun geçmiş yıllarda karşılaştığı sorunlarla bizlerde karşılaşıyoruz. Bizden öncekiler için katlanılması gereken sonu belli evre olan staj dönemi; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun da değişiklik yapan 4667 Sayılı Kanun ile buna bağlı olarak yayımlanan yönetmeliklerle bizim için sonu pek de belli olmayan bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Sorunlar vardı ancak; son düzenlemelerle bunların katlanarak bizden öte bir meslek sorunu haline geldiği kanaatindeyim. Aslında bugünkü panelin stajyerden öte avukatlara yönelik olmasının temel nedeni de budur. Temel sorun zannedildiği gibi sadece stajyer avukatların söz konusu sınavda başarılı olamamak gibi bireysel endişesi olmayıp, mesleğin onuru ve bağımsızlığını tehlikeye düşürmesidir. Yani stajyer avukatlar olarak ifade ettiğimiz sorunlarımız sadece bireyleri ilgilendiren bir OLAY değil, mesleği ilgilendiren bir OLGU halini almıştır. Panelimizin ismi de buradan gelmektedir. Şu an ki stajyer avukatların sorunlarını birkaç ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar: A) Avukatlık sınavı Sorunu B) Adliye Staj Sorunları C) Avukat Yanı Staj Sorunları D) Sosyal Güvenlik ve Kredi Sorunu Şeklinde dört ana başlık altında toplamak mümkündür. Aslında ideal olan, bu dört konu başlığından ilk önce staj kredisine değinmek gerekir çünkü; staj döneminin amacına uygun uygulamaya dönük fikri gelişim içerisinde geçirilebilmesi stajyerin ekonomik bağımsızlığının sağlanması yani bu müessesenin amacına uygun ve yeter şekilde işlemesine bağlıdır. Ancak kredi veya ekonomik destek kavramının bu dönemde ki işlevinin daha iyi anlaşılması için bu konuyu sona bırakmakta yarar vardır. A) AVUKATLIK SINAVI: 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun da değişiklik yapan 4667 Sayılı Kanun (28-29-30-31.Md )ve buna bağlı olarak çıkartılan Avukatlık Sınav Yönetmeliğiyle , avukatlık mesleğine giriş için, avukatlık sınavı ön koşul olarak düzenlenmiştir. Mesleğin bağımsızlık ve özgünlük karakteri ön planda tutularak sınav hükmü şu noktalarda irdelemek yararlı olacaktır. a) Sınavın Şekli: Çoktan seçmeli merkezi bir sınavla bir kimsenin savunma mesleğini icra edip edemeyeceği ölçülebilir mi? Avukat,temelde belli bir mesleki formasyona ve hukuk nosyonona sahip bulunan kimsedir. Savunma mesleği aynı zamanda bir mücadele mesleğidir, bu mücadelede temel amaç adaleti yakalamaktır. Soyut genel normların yorumlanıp, somut olaya aktarılmasında avukat yasanın dili, seviyeli yargı kararlarının da bir parçasıdır. Hukuk bilimi hayata farklı açılardan bakmayı gerektirir. Fen bilimlerinin aksine, sosyal bilimlerde zamana ve mekana göre değişebilir genel doğrular vardır. Bugün Ülkemizde idam konusu tartışılmaktadır ancak hiçbir zaman " 2 x 2 = 4 " ettiği insanlık tarihinde tartışılmamıştır. Aristo'nun dediği gibi ; yasaya dünün değil bugünün elbisesi giydirilmelidir. Bu noktada hukuki savunmayı marifet sanatı yapan soyut genel normla, somut özel olayı adil bir şekilde giydirmek ve örtüştürmektir. Yüksek sanatımızda tartışmak ve yorumlamak esastır. Oysa daha mesleğin başında düşünce çeşitliliğini ortadan kaldıran, yoruma ket vuran, tek şıklı ve ezbere dayanan bu sınav şekli öngörülmüştür. Bu sınav şekli biraz önce bahsettiğim melekeleri bu mesleğin elinden çekip alır ise ortaya tek tip bir avukat çıkacaktır. Doğruların tekleştiği yerde savunmanın bağımsızlığı ve varlığı tehlikeye düşecektir. Hakimlik ve savcılık sınavının çoktan seçmeli olarak yapılıyor oluşu bir yere kadar yadsınmamalıdır. Çünkü; yargılama makamı bakımından bağlayıcı derece sistemi geçerli olup ülke çapında yargı ve içtihat birliği amacı vardır. Oysa savunma makamında; tekrar savunma söz konusu olup, savunmanın üstünde bir savunma makamı söz konusu değildir. b)Sınavın Amacı: avukatlık sınavının amacıyla ilgili olarak öncelikle şu tesbitin yapılması gerekir; bu sınav bir "eleme sınavı" mı olacaktır ,yoksa bir "yeterlilik sınavı" mı olacaktır. Avukatlık Kanununun Değişik 30.Maddesinde Sınavın Amacı " Stajyerin meslek kuralları bilgisi ile hukuk ilkelerini ve mevzuat hükümlerini olaylara uygulayabilme yeterliliğini değerlendirmektir" şeklinde ifade edilmekte buna bağlı Sınav Yönetmeliğinin 6.Maddesinde ek olarak "...hukuk öğrenimi ve staj süresince öğrenilen hukuk ilkelerini ..." şeklinde sınava ilişkin amaç ve konu belirlenmiş soruların yüzde dağılımı ise TBB'nin ÖSYM ile yapacağı protokole bırakılmıştır. Yapılan protokolde hukuk bilgisine ise %70, meslek ilke ve kurallarına ise %30 luk bir soru dağılımı öngörülmüştür. Hukukçu ile Avukatı birbirinden ayırmak gerekir. Hukuk fakültesi mezununun hukuk bilgisi kendi okulunda 150 yi aşkın sınavla sorgulanmış ve lisans diplomasıyla tescillenmiştir. Staj Yönetmeliğinde, staj eğitiminin en az yarısının meslek ilke ve kurallarından oluşması öngörülmesine rağmen soru dağılımının hukuk bilgisinde yoğunlaşması, diğer taraftan mesleğin önünde yığılma olduğu yolunda ki söylemler sınavın yeterlilikten ziyade eleme amaçlı olacağı yönünde stajyerlerde haklı bir kaygı yaratmaktadır. Mesleğin saygınlığının korunması ve yüceltilmesi temel amaç olduğuna göre avukatlık sınavı da yeterliliğe yönelik olmalıdır. Mesleki formasyon duyarlılığı öncelikle o mesleğe ilişkin ilke ve kuralların yeterlilik sınaması gerektirir. c)Sınavın Kişi Bakımından Kapsamı: Av Sınavına ilişkin hükümler 4667 Sayılı Kanunun 10.05.2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımıyla yürürlüğe girmiştir. Bu tarihte Avukatlık mesleğinin girişine bir milat çizgisi çizilmiştir. Bu tarihten bir gün önce stajını başlatanlar ile fiilen mesleğin içinde bulunanlar kazanılmış hak ilkesinden yararlanırken, avukat olmak amacıyla hukuk fakültelerinde okuyan veya bitirip de henüz stajını başlatmamış olanların haklı beklentileri gözetilmemiştir. Güçlü ve bağımsız savunma mesleği; hukukun üstünlüğünün, hukuksal uzlaşmanın, adil yargılanma duygusunun ve toplumsal barışın güvencesi olup bu değerler mesleğinde yetkin bağımsız savunucularla teminat altına alınmıştır. Bu değerler ışığında, avukatlık sınavının temel amacı ile avukatlık mesleğinin aynı zamanda bir kamu hizmeti olduğu birlikte değerlendirildiğinde; mesleki yeterlilik koşullarını taşımayan kimselerin kamu vicdanına ve mesleğe telafisi imkansız zararlar verecektir. Bu sebeple ,gerek kazanılmış hak gerekse haklı beklenti ilkesinin gölge düşürebileceği kamu hakları düşünüldüğünde savunma mesleğine yapılabilecek en büyük hizmet bu yeterlilik sınavına kol kola hep birlikte girmek olacaktır. d) Staj Eğitimi ve Sınava Hazırlık: 19.12.2001 tarihinde yayımlanan Staj Yönetmeliğinin beşinci bölümünde; baronun staj eğitim görevleri ile staj eğitiminin temel ilke ve yöntemleri açıklanmıştır. Bu eğitimin en az 60 saatinin meslek ilke ve kurallarına ayrılması koşuluyla en az 120 saatten oluşacağı öngörülmüştür. Ancak ülkemizde mevcut barolardan Bursa Barosunun da içinde bulunduğu yaklaşık üç baro tarafından aktif staj eğitimi verilmektedir. Diğer barolara kayıtlı stajyerler, staj eğitimi bir yana SEM in adına bile yabancıdırlar. Bu durum da sınavda açık bir eşitsizliği beraberinde getirmektedir. Aynı yönetmelik SEM i olmayan baroların stajyerlerine TBB Ankara'da oluşturacağı merkezi SEM de eğitim vereceğini öngörmekte ancak sınava sayılı günler kala bu merkez henüz açılamamıştır. İleride bu merkezin açılması ve sınav sorularının TBB tarafından hazırlanması (ki kanun bunu öngörmekte) durumunda doğal olarak bütün stajyerler kendi barolarından kopup Ankara'da yoğunlaşma eğilimine girecektirler. Merkezi staj eğitim kurumunun kendisi ve hakim/savcı adaylarına yönelik kurulması gündemde olan, avukat adaylarının da katılması temenni edilen Adalet Akademisi fikri baroların özerkliğine ve savunma mesleğinin bağımsızlığına zarar verebilir. Diğer bir olası gelişme ise SEM'lerin yeterli eğitim sağlayamaması durumunda "Özel Avukatlı Sınavına Hazırlık Dershaneleri" olacaktır. e) Staj ve Sınav Dönemi: Avukatlık Kanunu değişik 29.Maddesinde Staj Bitim Belgesi alındıktan sonra 4 yıl içinde en fazla 6 avukatlık sınavına girilebileceği öngörülmüştür. Meslek ilke ve kurallarından öte hukuk bilgisinin sorgulanacağı bir sınavın (ki amaç bu olmamalıdır) yapılma dönemi staj sonrası değil, hukuk bilgisinin yeni olduğu mezuniyet aşaması yani staj öncesi olmalıdır. Mevcut sınav sistemi her durumda başarıyı meslek ilke ve kurallarından, mesleki formasyondan öte diplomalarda ve hukuk eğitiminde sorgulamaktadır. (Bir ülkede, fiziki donanım ve akademik kadro açısından yeterli olan ve nitelikli hukukçular yetiştiren akademik kurumların çokluğu o ülkenin en değerli varlıklarıdır. Aksine bu niteliklerden yoksun kurumların çokluğu ise o ülkenin karanlığa açılan birer penceresidir. Çünkü; bilimsel hukuk, yetkin hukukçulardan başka kimselere bırakılamayacak kadar insanın en temel ve en önemli müesseseleridir.) Staj döneminden sonra ilk sınavda başarılı olunamaması durumunda; stajyer avukatın mevcut statüsu ortadan kalkmakta, barosuyla ilişiği kesilmekte, hiçbir eğitim faaliyetine katılamamakta, sonuçta diplomalı ucuz bir emek gücüne dönüşmektedir. Sınav haklarının bitimiyle de bu hal artık kalıcı duruma dönüşmektedir. f) Sınava İlişkin Genel Öneriler: İ) Mesleğe geçiş süreci merkezileştirilmekten ziyade, yerelleştirilerek baroların özerkliği korunmalıdır. İİ) Baroların nitelikli staj eğitim ve araştırma merkezlerini kurup geliştirmeleri hem stajyer avukatların eğitimi açısından hem de meslek içi yeterliliğin ve yenilenmenin sağlanması noktasında mesleğe en büyük katkılardan birini sağlayacaktır. iii) Hukuk bilgisi ve avukatlık mesleğinin yapısı çoktan seçmeli bir sınava elverişli değildir. Sınama araçları aktif gözlemle desteklenmeli, sınama görevi SEM lere aktarılarak bu merkezlerin etkinlikleri arttırılmalıdır. İV) Stajın bitimiyle stajyer avukat unutulmamalı, sınav sürecinin sonuna; kadar eğitim faaliyetlerine devam olanağı sağlanmalı,uygulamaya yönelik bilgi ve becerilerin korunması için sosyal ve mesleki rolünün bir icabı olan statü hakları korunarak arttırılmalıdır. B) ADLİYE STAJI DÖNEMİ SORUNLARI: Adliye stajı, yargının kurucu unsurları olan; yargılama, iddia ve savunma makamlarının faaliyetlerinin doğrudan gözlemlendiği aktif bir süreçtir. Ancak bu süreç ülkemizde ki adliyelerin fiziki koşullarının yetersizliği, mevcut iş yoğunluğu, kalem görevlilerinin stajyere yardımcı iş gücü olarak bakışı, hakim ve savcılarla gerekli diyalog ortamının yakalanamaması ve stajyerin ekonomik kaygıları sebebiyle gerektiği şekilde yapılamamakta .Sonuçta adliye stajı belli zamanlarda imza atma yükümlülüğünün ötesine geçememektedir. Bu dönemde stajyer avukat; sadece stajın ruhuna uygun işlerle meşgul olmalı, stajyer avukatın dosya inceleyebileceği ortamlar oluşturulmalı, hakim- savcı ve kalem personeliyle gerekli saygı ve anlayış çerçevesinde diyalog kurulmalı,bu dönemde stajyer avukatın adliyede fuzuli bir insan olduğu inancından kurtarılması gerekir. Stajın başlangıcında yanında staj yapılacak avukatın isminin bildirilmesi çoğu defa iki olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. İlki, stajyer adliyeden ziyade büro işlerine yönlenmekte/yönlendirilmekte. İkincisi adliye stajı süresince yanında daha verimli staj yapabileceği avukatı seçme/seçebilme imkanı ortadan kalkmaktadır. Stajyerin belli bir bilinç ve amaçla hareket etmesi, ekonomik kaygılardan uzaklaştıracak tedbirlerin alınması bu dönemi daha verimli kılabilecektir. Yine adliye stajında çıkabilecek sorunların çözümünde baroyla birlikte hareket edilmesi bu konuda bir staj izleme komisyonunun oluşturulması yararlı olabilecektir. C) AVUKAT YANI STAJ SORUNLARI: Altı aylık adliye stajından sonra, bazı takip haklarıyla birlikte mesleki dayanışma ve öğreticiliğin ön planda olduğu ikinci altı aylık dönem olan avukat yanı stajı başlamaktadır. Bu sürecin verimli olarak geçirilebilmesi öncelikle yanında staj yapılan avukatın yaklaşımına ve stajyerin kişisel çabasına bağlı olmaktadır. Gerçekten stajın amacına uygun yapılması için çaba harcayan avukatlar vardır ancak bunların sayısı oldukça azdır. Belli bir yaşa gelmiş ekonomik bağımsızlığı olmayan stajyer bu süreçte ekonomik açıdan avukata bağımlı hale gelmekte, staj amacını yitirip ortaya işçi-işveren ilişkisi çıkabilmektedir. Bu sürecinde beklenen yararı sağlayabilmesi, stajyerin kendisini mesleki gelişimine adayabilmesi için stajyerin, avukata ile olan ekonomik bağımlılık ilişkilerinden kurtarılmasına bağlıdır. Ekonomik bağımsızlık dışında avukat yanı stajına ilişkin Stajyer talep eden hukuk bürolarının belli kriterleri barındırması gerekir. Yine meslek örgütümüz olan baroların, önceden belirlenmiş kriterler doğrultusunda denetlenip onaylanan büroların stajyer talebinin liste halinde sunulmasını ve böylece bu süreci daha verimli geçirmemize katkıda bulunmasını talep ediyoruz. Bu kriterlere göre: Ø Bir büroda sekretere ait görev ve sorumluluklar stajyere yükletilemez. Ø Stajyer büroda/cezaevinde müvekkille yada karşı tarafla yapılan görüşmelere katılmalıdır. Ø Büronun fiziki koşulları, stajyeri barındıracak düzeyde olmalıdır. Örn:stajyerin sekreterden bağımsız, bir masası olmalıdır. Büroda araştırma yapabileceği yeterince hukuki kaynak bulunmalıdır. Bilgisayar, daktilo vs araç kullanılabilmelidir. Ø Stajın bir öğrenme süreci olduğu gözden uzak tutulmamalı, dolayısıyla stajyer sürekli aynı işe yoğunlaştırılmamalıdır. Ø Stajyer, çalıştığı büronun adli ve idari makamlardaki işlemlerini yaparken yeterince bilgilendirilmelidir. E)KREDİ VE SOSYAL GÜVENLİK SORUNU: Avukatlık stajının amacı; TBB tarafından yayımlanan 24615 Sayılı Avukatlık Staj yönetmeliğinin 1. Maddesinde "...Avukatlık stajının hukuk bilgilerini bilimsel verilerden ayrılmaksızın ve bilimin yöntemlerini kullanarak somut olaylara uygulayabilen, yargılama süresince yargılama faaliyetinin yönetimine ve kararın oluşumuna etkin biçimde katılabilen, meslek ilke ve kurallarına bağlı, hak arama özgürlüğünün yaşama geçmesi için uğraş veren , insan haklarına saygılı, demokrasi ve hukuk üstünlüğünden ayrılmayan, bağımsız ve özgür avukatların yetişmesi için hukuksal, sanatsal, eğitsel olanakların sağlanmasıdır" şeklinde açıklanmıştır. Mayıs 2002 Tarihi itibariyle 378 Milyon TL açlık , 1. 072 Milyar TL nin yoksulluk sınırı olarak kabul edildiği ülkemizde ; çalışma yasağı olan, hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan, öğrencilik döneminde elde ettiği (burs,paso,mediko sosyal vb ) sosyal haklarını da kaybeden, temel ihtiyaçlar hiyerarşisinde birinci basamağa dahi ulaşamayan stajyerin amaca uygun bir staj dönemi geçirmesi mümkün değildir. (Bu noktada yaş/evlilik gibi stajyer profili göz önünde tutulmalıdır. Ülkemizde hukuk fakülteleri genelde sene kaybıyla kazanılan, yada çeşitli sebeplerle ikinci fakülte olarak okunan yerlerdir. Bu itibarla hukukçular başka fakülte mezunlarına göre hayata daha ileri bir yaşta atılmaktadırlar.) Genel olarak hiçbir alanda ki staj, sosyal güvence ve ekonomik koşullar bakımından avukatlık stajı kadar yetersiz kalmamıştır (hakimlik,noterlik,serbest mali müşavirlik stajı vb gibi) Stajyer avukatın tek güvencesi 'Yeşil Kart' olmamalıdır. Staj döneminin etkin ve verimli kılınabilmesi öncelikle stajyer avukatın ekonomik bağımsızlığının sağlanmasıyla mümkündür. Bu amaçla Av.K 27.Md de "Stajyerlere Barolarca Yapılacak Yardım" başlığı altında düzenlenen kaynağını da avukatlar arası mesleki dayanışmanın güzel bir örneği olan vekalet pulları oluşturmaktadır. (Vekalet pullarının harçlar oranında artışı, mevcut birikim, uygulamanın yaygınlık denetimi daha sonra mesleğe girişte bizlerinde katkısıyla bu kaynak daha da artacaktır.) aynı maddenin devamında kredi tahsisinden arta kalacak miktarın nasıl kullanılacağı belirtilmiştir. Bu yardım kaynağının kullanımına ilişkin yayımlanan Staj Kredi Yönetmeliğinde temelde 4 koşul aranmış a)Verilecek olan krediyi teminatlandırmaya yönelik müşterek ve müteselsil kefil şartı b)Aylık 666 Milyon TL nın altında aile gelirinin olması c) 15 aylık muacceliyet aralığı d)Geri ödemenin TÜFE ye endeksli olması e)2002 yılında aylık 100 milyon TL kredi miktarı öngörülmüştür. Ancak stajyer avukatlar bunun karşılıksız burs niteliğinde dağıtılmasını istemişlerdir. Bunun üzerine ;13.05.2002 Tarihli TBB Başkanlık Divanı Bildirisiyle krediye ilişkin şartlarda a)Aile gelir durumunun aranmamasına b)Muacceliyet aralığının 24 aya çıkartılmasına c)Geri ödemede ana paranın faizlendirilmesinde TÜFE endeksinden vazgeçilerek %30 basit faiz oranının uygulanması yönünde değişiklik öngörülmüştür. Ancak bu şartlarda krediyi gerek miktar gerekse dönüşüm itibariyle stajyeri ,staj döneminde ekonomik açıdan bağımsız kılmaya yeterli değildir.
Bursa Barosu, Av. Şerafettin Yavuz (Ekim 2002)
Olaydan Olguya Stajyer Avukatların Sorunları